Ana içeriğe atla

Yayınlar

Mart, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

L'écume Des Jours (Günlerin Köpüğü), Boris Vian

Kimi kitaplar belli bir temel üzerinde yazılır. Bir kuramın çerçevesinde şekillenir hikayenin örgüsü. Bu kitaplar da belli bir nitelik taşırlar elbet. Yusuf Atılgan'ın psikanalistik mekanizmayı kullanarak yazdığı Aylak Adam gibi. Veya varoluşçu kaygılarla ele alınmış Sartre'ın Bulantı'sı gibi.



30. İzmir Tiyatro Günleri

Yılın en sevdiğim günleri gelmiş bulunmakta. Mart'ın sonu Nisan'ın başlarındaki İzmir Tiyatro Günleri ile pek çok oyunu izleme imkanı buluyoruz. Hem sezon içinde İzmir'e yolu düşmemiş tiyatro toplulukları geliyor hem de bilet fiyatları epey uygun oluyor.
  Bu sene de 31.si düzenlenecek Tiyatro Günleri başlamadan evvel geçen yılki nasıldı bir hatırlayalım istedim. Geçen yıl elimi çabuk tutup her oyuna bilet almıştım. Ancak bir hafta içinde 6 oyun izlemek, her akşam tiyatroda olmak demekti neredeyse. Bu biraz yorucuydu açıkçası. Ama pek çok güzel oyunu izleme hazzı herşeyin üzerindedir!


Ölümüne

A postcard from Spain

İlk postcrossing kartım gelmiş bulunmakta. Ben evde yokken gelmiş ve biraz hava muhalefetine uğramış. Özellikle insanlardan oturdukları şehri yansıtan kartpostallar istediğim için Lola benim için Mayor Plaza'nın güzel bir fotoğrafını göndermiş.
  Avrupa'nın en eski üniversitelerinden birine ev sahipliği yapan Salamanca'dan gelen kartpostal içimdeki İspanya'yı görme aşkını kabarttı.

This is my first card which came from postcrossing. Lola sent me a landscape from Mayor Plaza, Salamanca. I love it!


Salamanca

Everyday is like Sunday

Pazar sabahı demek kahvaltı demektir benim için. Günün geri kalanıysa uzun bir yavaşlık, mayışıklık içinde geçer. Hatta benim lügatımda "aylak pazar aktivitileri" diye bir kalıp bulunur.
  Cumartesi gecesini The Smiths ile noktalayıp pazar sabahına Morrissey'in ilk solo albümü Viva Hate(1988)'den Everyday is like Sunday ile başlıyorum.
  Şarkının klibi dönemi yansıtması açısından çok başarılı. Walkmanli kızımızın plak dükkanına girmesiyle başlıyor klibin hikayesi. Kasiyer kıza utangaç bir bakışla sallanan el de tartışmasız en güzel sahne.
  Morrisey'in anlaşılamaz sözleri yine kafaları karıştırıyor. Şarkıdaki bombalanmamış sahil kasabası üzerine teoriler mevcut. Kimisi Hitler'in çok sevdiği için bombalatmadığı bir sahil kasabası olduğunu kimisi ise Türkiye'ye bir gönderme olduğunu düşünüyor. Share some grased tea with me kısmında geçen "makina yağı gibi çay" terimi Çernobil faciasından sonraki Karadeniz'e bir atıf olduğu düşünülüyor.

Şarkı…

Mart Ayında Ben

Günlerdir bir şeyler karalayıp yazamadım. Bu yüzden oldukça huzursuz hissediyorum. Ama baharın başlangıcı bu güzel ay benim için pek yoğun geçti.
  Ayın ortasına denk gelen sınavım epey kastı beni. Aklımda pek çok konu olmasına rağmen vakit bulup uğraşamadım. Sınavdan sonraki 3-4 gün de sadece dağıtmak üzerine kuruluydu. Kuzenimle çılgınca ev partileri yapıp abur cubura doyduk, diziler izledik.


  Ve her kadın gibi bahar başlangıcıyla yaz geldi aklımıza, spora başladık. Yürüyüş yapmak gerçekten en güzel spor. Hatta biyokimya derslerimden bir alıntı "vücutta iyi huylu kolesterol sentezleten tek spor" yürüyüş. Ama bu kadarla kalmayıp ayda bir gittiğim havuz seanslarını havanın güzelleşmesiyle sıklaştırmaya çalışcam. Her zaman çok şey yapmak istiyorum ama biliyorum ki yine üşenicem, yine bahaneler bulucam.
  To The Wonder'a da gittim. Tanıtımında zaten deneysel bir film olduğu yazıyordu. Bu kadar da deneysel olmasını beklemiyordum ama açıkçası. Senaryo da beklediğimden far…

Yerinde Yemece: Bergama Çığırtma

Aslında bildiğiniz patlıcan kızartma gibi bir yemek. Yaklaşık 1,5 sene evvel Bergama'ya gittiğimizde Bergama Sofrası'na oturduk. Bergama köfte çok meşhurmuş, tabii pek çok yerin köftesi meşhur... Bergama köfte siparişi verdikten sonra bir arkadaş çığırtmayı da deneyin mutlaka dedi. Sanırım ortaya yaptırmıştık biz de. Patlıcanı her şekilde seven ben çığırta çığırta kızartılmış haline de bayıldım.


Bergama Sofrası

Çığırtma
  Lisede çok yakın bir arkadaşım Bergamalı'ydı. Yıllarca Bergama'nın güzel lezzetlerini tattırdı bana. Bergamalıların düğünlerde yaptığı bir Nohutlu Börek var, annesi yapar getirirdi. Onun da bir yerden tarifini bulup denemenizi öneririm...

EÜ Kağıt ve Kitap Sanatları Müzesi

Nicedir önünden geçtiğim, içine girsem diye iç geçirdiğim Ege Üniversitesi Kağıt ve Kitap Sanatları Müzesi'ni nihayet gezmiş bulunmaktayım.
  Dışarıdan küçük bir müze gibi görünüyor, hatta o kadar sessiz sakin ki açıldığını fark etmem bir ay öncesidir. Zaten müzenin açılış tarihi de 12 Aralık 2012 imiş. 19. yüzyılın Levanten evlerinden Ballian Köşkü'nde açılmış bu müze ismi gibi iki bölümden oluşuyor.




To The Wonder,2012

cnbc-e Mart Sayısı

Madem ki dergilere küsmüş ben aylar yıllar sonra dergi aldım, bunu gözünüze sokayım dedim. En son aldığım dergi Geo'ydu. Ben alır almaz yayından kalkması kişisel algılamama sebep oldu elbet. Ben de online takip ettim çoğu şeyi. Ama  bu ay buna bir son verip sorunun ben de olmadığını kendime ispat etmek için bir dergi aldım! Tabi bu dergiyi üç arkadaş aynı anda almamızın psikolojik faktörünü de atlamayayım. Bizim kuşaktaki her genç gibi dizi ve film manyağı, en büyük bütçeli dizilerden olan Game of Thrones'un da hastası olduğumdan cnbc-e cazip geldi bu ay.
  O yüzden ilk derginin promosyonu olan Game of Thrones bardak altlıklarımı gösteriyorum.



  Derginin sinema ekinden henüz kendisine geçememiş olsam da renkli tasarımı kendisine çekiyor.

  Mart ayı demek Game of Thrones demek! Sevgili Daenerys Targaryen,  Khaleesi ve mother of dragons ejderhalarıyla bu sezona damgasını vuracağı için merakla okunacak bir yazı hazırlanmış.

  Ya şimdi GOT güzel de, aslında o kadar da dizi manya…

Kelebeğin Rüyası, 2013

(Dikkat! Spoiler içerebilir)